İZOCARDİ

18 Nis 2008 Kategori: İZOCARDİ ÜRÜNLERİ

Teras çatılarda beton, sıva, şap, karamozaik, tuğla, Ytong, ahşap vb.. gibi yüzeylerde
Dış cephelerde direkt veya boya astarı olarak
Ziftlenmiş fakat kurumuş, çatlamış, solmuş, yüzeylerde
Temel ve bodrum duvarları ile banyo zemin ve duvarlarında
Kalebodur ve fayansların derz izolasyonunda
İstinat duvarlarında, Baca is akıntılarını önlemede


Seramik altına astar ve geçirimsizlik malzemesi olarak
Alçı yüzeylerde astar olarak
Zeytin, turşu ve kayısı havuzlarında
Un ve tahıl silolarında kolay kaymayı sağlamada, fındık kurutma teraslarında 
Fabrika ve atölye zeminlerinin tozlanmasını önlemede
Tarihi eserlerin korunmasında, toz tutmamasını önlemede

(İZOCARDİ Bayındırlık Bakanlığının birim fiat cetvelinde 19.081 poz numarasındaki nitelikleri taşır.)
FİZİKSEL ve KİMYASAL ÖZELLİKLER

Sıvı halde şeffaftır. Tek komponentli olup, sürülmeye hazır vaziyettedir.
8 Atm. Su basıncına dayanıklıdır. Kesinlikle su ile karıştırılmaz, solvent bazlıdır.
Hava şartlarına bağlı olarak 10 ila 30 dakika arasında donar.
Üzerinde gezinmekle zarar görmez. Elektriği iletmez.
-80°C ile +120°C arasındaki sıcaklık değişimlerinde etkilenmez.
Sürüldüğü yüzeyin gözeneklerine penetrasyon yolu ile nüfus eder.
Şeffaf olduğundan sürüldüğü yüzeyin görünümünü bozmaz.
Asit ve alkalilere dayanıklıdır.
Raf ömrü sınırsızdır.

(İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Hıfzıssıhha Müessesi Müdürlüğü 31.08.1988 tarih, 3707 sayılı raporu ile su geçirmezliği onaylanmıştır.)

UYGULAMA ESASLARI

İZOCARDİ’ nin uygulanışı herhangi bir boyanın uygulanışından farklı değildir. Yüzeylere fırça veya rulo ile iki kat sürülerek uygulanır.
Uygulamada önemli olan nokta, uygulama yapılacak yüzeylerin toz ve rutubetten arındırılmasıdır. İZOCARDİ çıplak beton üzerine uygulanır. Yüzeyde Sutut ve benzeri malzemeler var ise bunları temizlemek gerekir.
İZOCARDİ metal, seramik gibi gözeneksiz yüzeyler ve boya üzerinde uygulanmaz.
15 kg’ lık bir teneke ile teraslarda 50 m², dış cephelerde 70 m²’ lik bir alanın izolasyonu sağlanır. Bu bakımdan emsallerine göre çok ekonomiktir.
Geniş çatlaklar içeren yüzeylerde çimento, mermer tozu vb.. gibi malzemelerle karıştırılarak macun kıvamı elde edilir ve bu çatlaklara tatbik edilir. Daha sonra tekrar bir kat İZOCARDİ sürülerek sorun halledilir. İZOCARDİ sürülmüş yüzeylerde daha sonra tamir yada onarım gerekirse lokal olarak sadece o bölgeye tatbik edilir.

İZOCARDİ ne getiriyor?

Günümüzde camii kubbe inşaatında su ve rutubet izolasyonu problemi Türkiye’de üzerinde önemle durulması gereken ve bu nedenle teknik eleman ve müteahhitlerin genellikle karmaşık ve kurşun gibi pahalı çözüm arayışlarına yönelik bir özellik taşımaktadır.
Bu çözümler bile her zaman istenilen sonucu sağlamaktan uzak kalmaktadır.
Su ve rutubet izolasyonu alanındaki bu problemleri göz önünde tutan firmamız, kolay uygulabilirliği yanında, su izolasyonu problemine kesin çözüm getiren ve en ekonomik maliyetle sonuç alınan İZOCARDİ’ yi önermektedir.
Artık camilerimizin kubbelerinde pahalı kurşun yerine ekonomik ve kaliteli İZOCARDİ kullanılmaktadır.
 

Camii Referanslarımız

 Ataköy Camii - İSTANBUL
 Yenibosna Camii - İSTANBUL
 Çöpköy Camii - Uzunköprü
 Biga Merkez Camii - BİGA
 Evliya Çelebi Camii - İZMİT
 Köseköy Merkez Camii - İZMİT
 Fatih Camii - Bekirdere / GÖLCÜK
 Halil İbrahim Camii - Sultanbeyli / İSTANBUL
 Hamzabey Köyü Camii - İnegöl / BURSA
 Yeşilyurt Camii - İSTANBUL
 Keykubat Camii

FİZİKSEL ve KİMYASAL ÖZELLİKLER

Sıvı halde şeffaftır. Tek komponentlidir.
8 Atm. su basıncına dayanıklıdır.
Esnektir.
Kesinlikle su ile karışmaz.
Hava şartlarına bağlı olarak 10 ila 30 dakika arasında donar.
Elektriği iletmez. 
-80°C ile +120°C arasındaki sıcaklık değişimlerinde etkilenmez.
Sürüldüğü gözenekli yüzeylerin üzerinde bir film tabakası gibi kalmayıp penetrasyon yolu ile yüzeyin derinliklerine nüfuz eder.

UYGULAMA ESASLARI

İZOCARDİ’ nin uygulanışı herhangi bir boyanın uygulanışından farklı değildir. Yüzeylere fırça veya rulo ile iki kat sürülerek uygulanır.
Uygulamada önemli olan nokta, uygulama yapılacak yüzeylerin toz ve rutubetten arındırılmasıdır.
İZOCARDİ brüt beton, sıva, traverten, ahşap gibi gözenekli yüzeylerin derinliklerine penetrasyon yolu ile nüfuz ettiğinden başarı ile uygulanır. Ancak metal, mermer vb.. gibi gözeneksiz malzemelerin yüzeyleri için uygun değildir. 
1 kg. İZOCARDİ ile uygulanacak yüzeyin emiciliğine bağlı olarak 2.5 m² ile 6 m² lik bir alanın izolasyonu sağlanır.
 

İZOSÖK

17 Nis 2008 Kategori: İZOCARDİ ÜRÜNLERİ

KALETERASİT, MİNERAL (TAŞ) SIVA ve AKRİLİK DIŞ CEPHE SÖKÜCÜSÜ

İZOSÖK® yeni ve orjinal formüllü bir dış cephe sökücüsüdür.
Tek komponentlidir. 
İZOSÖK® özellikle tamirat ve onarımlarda akrilik esaslı dış cephe boya ve hazır renkli sıvaları kazımakla çıkarılması mümkün olmayan yerlerdeki en inatçı dış cephe kaplamalarını dahi kolayca eritir, ufalar ve en küçük bir kazıma ile dökülebilir hale getirir.
İZOSÖK® uçucu ve yanıcı bir malzemedir.
1 kg. İZOSÖK® ile ortalama 4-4,5 m² lik bir yüzeyin sökülmesi sağlanabilir. Sürülmenin ardından hemen spatula ile kazınmalıdır.
1 kg. İZOSÖK® ile ortalama 3-3,5 m² lik bir yüzeyin sökülmesi sağlanabilir. Sürülmenin ardından hemen spatula ile kazınmalıdır.

Kapalı yerlerdeki tatbikatlarda havalandırmaya, ateş ve kıvılcım kaynaklarından uzak tutmaya dikkat ediniz. Uygulama sırasında kesinlikle sigara içmeyiniz.

Kaleterasit, mineral (taş) sıva ve hazır sıvalı cephelerde en etkin çözüm İZOSÖK® sökücüdür.

İZOCARDİ TAŞ CİLASI

14 Nis 2008 Kategori: SU İZOLASYONU, İZOCARDİ ÜRÜNLERİ

Tek komponentlidir.
Yüzeylere derinlemesine nüfuz eder.
Taş yüzeylerde parlaklık ve koruma sağlar.
Şeffaf malzemedir.
Yüzeydeki estetik görüntüyü bozmaz. Doğal güzelliği korur.
Su, asit ve alkalilerden etkilenmez.
Sızdırmazlık özelliğine sahiptir.
Elektriği iletmez

KULLANILIŞ YERLERİ
Taş duvar kaplamalarında taş yüzeyinde koruma ve parlaklık sağlamada,
Derz dolgularda rutubete ve suya karşı mekemmel koruma sağlamada,
Tarihi eser koruma ve restorasyon işlerinde,
Aşınma ve tozlanmaya karşı,
Bordür, taş merdiven ve korkuluklarda,
Dış cephe ve bahçe duvarlarında haşere yuvalarına engel olmada,
Taş oymacılığında koruma ve parlaklık sağlamada,
Şömine ve barbekülerde

UYGULAMA ESASLARI
Cila yapılacak taşın yüzeyi su, toz, yağ vb… maddelerden arındırılmalıdır.
Nemli yüzeylere tatbik edilmemelidir.
Yüzeylere derinlemesine nüfuz ettiğinden yüzey emmeye mani olacak boya vb… maddelerden arındırılmalıdır.
Bir kattan fazla tatbik edilecekse 10 dakika ile 30 dakika arasındaki kuruma süresinden sonra 2. veya 3. katlar sürülmelidir. (istenilen parlaklık derecesine göre)
Tatbikat kıl fırça veya rulo fırça ile yapılmalıdır.
Solvent esaslıdır.
Gerektiğinda İZOSÖK ile inceltilebilir.
Hava ile temas etmediği taktirde bozulmadan bekleme süresi sınırsızdır.
Kullanıma hazırdır.
Sürme esnasında ateş ile yaklaşmayınız.
Serin yerlerde muhafaza ediniz.

Erk inşaat   kadıköy  www.izocardi.com  0216 3363136

İzocardi İzoçatlak

12 Nis 2008 Kategori: SU İZOLASYONU, İZOCARDİ ÜRÜNLERİ
Teras çatılarda, beton, şap çatlaklarında, karomozaik ve fayans derzlerinde.
Zeminlerdek iyüzeysel hareketler sonucu oluşan çatlak onarımlarında
Banyo ve wc, yüzme havuzları gibi fayans altı ıslak zemin izolasyonunda
Baca dipleri çatlaklarında
Temel ve temel perde duvarlarda, beton yapılarda su ve korozyona karşı
Bina dış cephelerinde
Parapet duvar dip ve köşelerinde, üst mermer kaplama çatlaklarında
Filiz demirleri dip çatlaklarında
Viyadük - köprü betonlarının asfalttan önceki izolasyonunda
Tekne ve yatların güverte ve lambri yer döşemelerinin birleşim yerlerinde
Su deposu ve beton silo çatlaklarında
Beton künk ve sulama kanalları çatlaklarında ve çatı oluklarında
Toprak altında petrol ve su tanklarının paslanmasını önlemede
Soğuk hava depolarında, suya ve rutubete karşı güvenle kullanılır.
Duvar ve baca dilerinde havuzlama yapılırken köşe ve birleşim yerlerinde üçgen çıta ile besledikten sonra üzerine iki kat uygulanır.

 FİZİKSEL - KİMYASAL ÖZELLİKLERİ VE ÜRÜN AVANTAJLARIİZOCARDİ ÇATLAK MEMBRANI elastomerik yapıda kullanıma hazır, yüksek performanslı, üzerinde gezilebilen, poliüretan esaslı tek komponentli su yalıtım membranıdır. Başlangıç özelliklerini yıllarca korur. Katı madde oranı yüksektir. İZOCARDİ ÇATLAK MEMBRANI sürekli elastikiyetini koruyan yırtılma direnci yüksek, ek ve derz oluşturmayan bir membrandır. Kendinden yayılma (self levelling) özelliği ile çatlaklara derinlemesine nüfuz edip çatlak köprüsü oluşturur. Elastikiyeti ve yüksek yırtılma gücü sayesinde sıcaklık değişimlerinin meydana getirdiği yüzey hareketlerine ve titreşimlere dayanıklıdır. Deniz suyundan etkilenmez. Aşınma ve darbe dayanımı vardır. İZOCARDİ ÇATLAK MEMBRANI hazırlanmış beton ve gözenekli yüzeylere, sac üzerine mükemmel yapışır. -30°C ve +90°C sıcaklık arasında esnekliğini uzun süre korur. Genişliği 5 mm‘ye kadar olan çatlarlarda esnek bir köprü oluşturur. Ultraviyole dayanımı vardır. Zamanla hafif sararır. Özelliklerini kaybetmez. Ambalaj kapağı açılmadan raf ömrü 1 yıldır. Dokunma kuruması 3 saat , tam sertleşme 5 gündür. Kürlendikten sonra üzerinde gezilebilir. İZOCARDİ ÇATLAK MEMBRANI asit, baz ve tuzlu ortamlara dayanıklılığı yüksek olup, bakteri üretmez, koku yapmaz, çürümez, bitki köklerine karşı dayanıklı, uzun ömürlü ve çevre dostudur. Nefes alma özelliğine sahiptir.YÜZEY HAZIRLAMA
Sürmeden önce yüzeyin temiz, kuru olması, yağ, boya ve benzeri yapışma önleyici kirlerden arındırılması gerekmektedir. Betonun kumlanmadığına özellikle dikkat edilmelidir. Bu test bir çivi ile beton zemini çizerek yapılır. Zemin kumlanıyorsa sağlamlaştırılıp daha sonra uygulanmaktadır.
UYGULAMA ESASLARI
İZOCARDİ ÇATLAK MEMBRANI Hazırlanan yüzeye dişli bir spatula, fırça veya havasız tabanca ile uygulanır. Kullanımdan evvel malzeme iyice karıştırılmalıdır. 2. ve 3. katlar birer gün ara ile uygulanır. 5 mm‘den daha geniş çatlaklarda ilk katın üzerine kurumadan önce file yapıştırılması uzun ömürlü çatlak onarımı için önemlidir. Ortam ve zemin sıcaklıkları min +5°C max +30°C olmalıdır. Uygulamadan önce kılcal çatlakların genişletilmesi tavsiye edilir. Çatlak miktarı fazla ise uygulama tüm yüzeye yapılmalıdır.
SARFİYAT
Zemine uygulanacak kat sayısına bağlıdır. 1 kg ile 5 cm genişliğinde 15 m boyunda çatlak yüzek kapaması yapılabilir.
AMBALAJ
1 KG - 3 KG - 12 KG‘lık teneke kutularda
UYARI
Uygulanan yüzey kuru olmalıdır. Membran uygulamasında en az 1 saat sonrası yağış olmayacağı öğrenilmelidir. Uygulama eldivenle yapılmalıdır. Cilt ve göze temas olursa bol su ile yıkanmalıdır. Kesinlikle tiner v.b. incelticiler kullanmayınız. Uzun süreli solvent kokusundan dolayı kapalı alanlarda uygulanmamalıdır. Süreli kullanımda ambalaj kapağını sıkıca kapatınız.
TEMİZLİK
Kullanımdan sonra aletler selülozik tiner ile temizlenir.

ÖZELLİKLER TEST
YOĞUNLUK 1,40 g/cm³
ÜZERİNDE YÜRÜYEBİLME 23°C de 16-24 saat
SERVİS SICAKLIĞI -30°C - +90°C
ZEMİN SICAKLIĞI +5°C - +30°C
KATI MADDE ORANI TAKRİBEN %90
SARFİYAT (TEKKATTA) 0,40 - 0,70 kg/m²
SHORE SERTLİĞİ A-65 (7 gün)
ÇEKME DAYANIMI DIN 53 504 >81,58 Kg/cm² (7 gün)
KOPMA UZAMASI DIN 53 504 %450 (7 gün)
KİMYASAL DAYANIM ASİDİK VE BAZİK ÇÖZELTİLER

ÜRETİCİ FİRMA : ERK İNŞAAT 0216 336 31 36   www.izocardi.com

 

Yapı tasarımında kimi zaman birbirine karşıt olan bir çok etkeni göz önünde bulundurmak ve bu etkiler arasındaki dengeyi sağlayacak imkanları en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. Tasarımlarda; planlama, görünüm, dayanıklılık, dış çevre ve fiziksel ortam şartları göz önünde bulundurulmalı, bunlara gereken önem verilmelidir. Isısal konular göz önüne alınmadan yönlendirme, planlama, biçim, pencere tasarımı, yapı gereçlerinin seçimi gibi konularda kesin kararlar alınırsa tasarımın bütünüyle başarılı olması sağlanamaz. Yapının ısı tasarım açısından başarısı; hacimlerde ısı konforunun sağlanması ve bu konfora etki eden ısıtma sistemlerini minimum ölçüde kullanmakla mümkündür.

İklim konusu (rüzgar, güneş, yağış, sis gibi) önemine rağmen meteorologlar, coğrafyacılar, ısıtma-havalandırma mühendisleri ile şehir plancıları ve mimarlar arasında bir ilişki kurulmadığı, iklim bina ilişkisini kuran metodlar genellikle ısıtma ve havalandırma mühendisleri tarafından geliştirildiği için iklime uyumlu bina kavramı tasarımcıdan uzak kalmıştır. Bugün ise tasarımcıların verdiği kurallar (ilk etapta) güneşin binanın çevresel performansını ne derece etkilediği ile ilgilidir.

Uygulanmakta olan geleneksel tasarım sürecinde, tasarımcı bütünüyle çevresel kaygılardan uzak bir bina yapıp ısıtma mühendisine, havalandırma ve tesisat mühendisine teslim eder ve onların yer yer düzeltmeler yapmasını ister.

Kış Etkilerinden Korunma

İnşaat yerinin seçiminde yapının ısı yalıtımı göz önünde tutulmalıdır. Kış güneşinden maksimum düzeyde yararlanma konusunda hakim rüzgarlar, çevre yapılar, bitki örtüsü ve pencerelerin yönlendirilmesi gibi hususlar çok iyi düşünülmelidir.

Binanın ısıtma ihtiyacı ve sağlıklı bir ortamın oluşturulması, yapı dış kabuğunda yeterli bir ısı korunumsağlanmasına, hava kaçaklarının önlenerek yeterli bir havalandırmanın temin edilmesine, aynı şekilde binanın dış mimarisinde ve konumlandırılmasına (bitişik düzen veya müstakil yapı) bağlı olduğu unutulmamalıdır. Aynı şekilde binanın iç mimarisine de dikkat etmek gerekmektedir. Eşit derecede ısıtılan veya ısıtılamayan iç hacimler olabildiğince yan yana veya üst üste getirilmelidir. Mimari tasarım sırasında da yapının ısı kaybeden dış yüzey alanının yapının ısıtılan iç hacmine oranı büyüdükçe yapının ısı kaybının artacağı dikkate alınmalıdır. Bu bakımdan tasarım sırasında bina dış kabuğunda gereksiz girintili-çıkıntılı detaylardan kaçınılmalıdır.

Özellikle meydana getirdiği ısı köprülerinin önlenmesi mümkün olmayan betonarme konsol, balkon, saçak gibi çıkıntılar cephe mimarisinde asgari seviyede tutulmalıdır. Yapı dış kabuğunda teşkil edilen şeffaf yüzeylerin (pencere, camekan vs) artırılması yapının çevre ile ısı alışverişini önemli ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle, şeffaf yüzeylerin kuzey cephesinde azaltılıp güney cephesinde arttırılmasıyla (Güneydoğu/Güneybatı yönleri dahil) yapının kış günlerinden ışıma süretiyle yararlanmasını sağlayacağından ısı kayıpları azaltılarak ısı kazancı sağlanabilir.

Pencere ve kapılara yeterli hava sızdırmazlığı lastik conta uygulaması ile sağlanmalıdır. Aynı şekilde ön yapımlı elemanların birleşim yerleri hava sızdırmaz şekilde örtülmüş olmalıdır. Kapalı ve hava sızdırmayan panjurlar, pencereler ısı kaybını önemli ölçüde azaltır.

Dış duvar içinden baca, ısıtma ve su tesisatları geçirilmemelidir. Yapı dış kabuğunu meydana getiren yapı malzemelerinin ve ısı tutucu malzemelerin devamlı sağanak yağmur veya buhar yoğuşması sonucu nemlenerek ısı yalıtım özelliğini kaybetmemesi sağlanmalıdır. Bunu için yıllık yağış miktarı 600 mm üzerinde olan bölgelerde veya rüzgarlı bölgelerde ve yüksek yapılarda duvarların dış sıvası özel önlemler (su emmeyi azaltıcı harç katkı maddeleri ilavesi veya sentetik yüzey kaplamaları) alınarak yapılmalıdır. Aynı şekilde devamlı olarak +20 °C iç ortam sıcaklığında %75 bağıl nemin üzerinde aşırı iç ortam şartlarının hüküm sürdüğü hacimlerde buhar yoğuşma tahkiki yapılarak gerekli görülen durumlarda yapı kesitinin buhar geçirgenlik direnci ve ısı geçirgenlik direnci düzeltilmelidir.

Konutlarda bulunan banyo ve mutfaklardaki aşırı buhar şartları devamlılık arz etmediğinden normal şartlar olarak düşünülmemelidir. Bu tahkik sonucu, yetersiz görülen yapı elemanlarının sıcak yüzeyden buhar geçirgenlik direnci yüksek olan bir kaplamanın uygulanmasıyla buhar geçirgenlik direnci artırılmalı ve/veya elemanın ısı geçirgenlik direnci, kalınlığı veya malzeme cinsi değiştirilerek arttırılmalıdır. Aşırı şartlarda her iki uygulama ile birlikte havalandırmalı cephe teşkiline gidilir.

Yapı dış kabuğunun oluşturulmasında yapı malzemelerinde ısı iletkenlik ve ısı depolama özelliklerinin belli bir uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca yapıyı oluşturan elemanların ısı depolama özelliği olması dış ve iç iklim şartlarındaki hızlı değişmelerin dengelenebilmesi bakımından gereklidir.Kısa kullanım süreli yapılarda (spor salonları, tiyatro vs) yapının ısı depolaması arzu edilmeyip hızlı ısınması arzu edildiğinden, yapının yeterli ısı yalıtımını sağlayan fakat ısı depolamayan malzemelerden veya iç yüzünden bir ısı tutucu uygulaması ile ısı depolaması önlenmiş olarak teşkil edilmesi gerekir.

Yaz Etkilerinden Korunma

Yapının konumu ve yerleşimi ayrı bir öneme sahiptir. Yapı tasarımında yer seçimi şansı çok az olduğundan tasarımcının yapı için önceden belirlenmiş arazi parçasının var olan özelliklerini (topoğrafik düzeni, eğimi, yönü vs) veri olarak değerlendirerek güneş ışınımı açısından en uygun konumu belirlemesi gerekir. Bu belirlemenin kentsel yerleşme ölçeğinde mevcut yerleşme dokusuna uyması gerekir. Binalar soğuk hava şartlarında minimum ısı kaybı, sıcak hava şartlarında ise minimum ısı kazancı sağlayacak şekilde biçimlendirilmelidir.

Bina boylarının uzunluğu iklim tipine göre değişir. Soğuk ve kuru iklimlerde kompakt yapı oluşturulması oldukça yararlıdır. Bu tür yapılar sert çevre etkilerine karşı minimum yüzey oluşturur. Kompakt yapıların boyları ile enleri arasındaki fark küçüktür.

Yapıda daha genel anlamda güneş ışınımlarının yüklendiği görevlerden biri de pasif ısıtma iklimlendirme işlevidir. Güneş ve diğer enerji kaynaklarının aktif ısıtma ve iklimlendirme sistemlerine destekleyici görev yüklenmesiyle istenen iç iklimsel şartlar büyük ölçüde sağlanır.

Yönlendirme, yapı içi ısısal konforu güneş etkilerine bağlı olarak etkiler. Güneş etkenine göre yapılacak bir yönlendirmeyle istenilen düşük sıcaklıklar veya yüksek sıcaklıklar elde edilebilir.

Güneş ışınları açısından bir yapının yönlendirilişindeki ana ilke, kışın güneş ışınlarından olabildiğince yararlanmak, yazın ise aşırı etkisinden korunmaktır. 32-56° kuzey enlemlerinde yer alan yapıların güney yüzleri, kışın doğu ve batı yüzlerine göre üç kat daha fazla güneş ışınımı alabileceği söylenebilir. Bu durumda doğu ve batı yüzeyleri, güney yüzeyine göre kışın daha soğuk, yazın daha sıcaktır.

Güneydoğu ve güneybatı yüzleri kış aylarında, yaz aylarına göre daha fazla güneş ışınımı alır. Yatay yüzler ise en fazla güneş ışınımını yaz aylarında alır. Kış aylarında ise bu yüzler güney, güneydoğu ve güneybatı yüzeylerinden daha az ışınım alır.

Yukarıdaki verilerden yola çıkarak, değişik işlemleri olan yapılar için doğu-batı doğrultusunda uzanan yani uzun yüzeyleri güneye ve kuzeye, dar yüzeyleri doğu ve batıya bakan yönlendiriliş biçiminin en uygun olabileceği ileri sürülebilir. Bu tür yapılarda değişik mekanları karşılıklı olarak her iki yüzeye yerleştirmek mümkündür. Kare planlı yapılarda ise her mekan için değişik yönlendirme söz konusudur.

Yatak odalarının sabah güneşini alması, tuvalet ve banyo gibi hacimlerin güneş ışınımlarından uzak kalması istenir. Yapıların ana fonksiyonlarına ilişkin hacimler (yaşama vb) güneye ve güneybatıya yönlendirilmelidir.

Cam yüzeylerinin boyutları öteki yapı yüzeylerine göre daha büyük tutulmalıdır. Bu durum; kışın güneşin ısıtıcı etkisinden olabildiğince yararlanmayı sağlar. Ayrıca kışın güneşten yararlanmayı, yazın da güneşin etkisinden korunmayı sağlayan ve aşağıda açıklanan çözümleri yapmak mümkündür. Batı ve kuzeybatı yönlerindeki mekanlarda (wc, banyo, erzak deposu, kiler vs) cam yüzeyler güneşten korunmak nedeniyle minimum boyutlarda tutulmalıdır. Güneş ışınlarına göre tasarımlarda, doğuya bakan dış yüzeylerin renginin açıklığı ile koyuluğu ve yüzeyer yakın hava devinimlerinin etkili olduğunu da unutmamak gerekir.

  • Binanın yazın güneş ışımasından korunması;
  • Şeffaf yüzeylerin enerji geçirgenliğine,
  • Şeffaf yüzeylerin dış cephedeki oranına,
  • Bu yüzeylerin coğrafi yönüne,
  • İç hacmin havalandırılmasına,
  • Bina iç elemanlarının ısı depolama özelliğine ve
  • Yapı dış kabuğunun ısı ataletine bağlıdır.

Güneş kırıcısız büyük pencere alanları, özellikle dış duvarların yeterli ısıl ataletine, iç mekanların da yeterli ısı depolama özelliğine sahip olmamaları halinde iç hacimlerin ve binanın aşırı ısınmasına neden olur. Koyu renk dış elemanların dış yüzey sıcaklıklarında aşırı yükselme görülür. Şeffaf yüzeylerin güneş etkisine karşı korunmaları mimari tasarım sırasında balkon veya saçak gibi güneş kırıcıları teşkili veya panjur vb uygulamalar ile olur. Şeffaf yüzeylerin yönlendirilmelerinde pencereli cephenin güney veya kuzeye yönlendirilmesi, doğu veya batıya yönlendirilmelerinden daha faydalıdır. İki yöne de açık köşe odalarında özellikle güneydoğu ve güneybatı istikametlerinde pencere açmak tek bir yöne pencere açmaktan daha olumsuz sonuç verir.

Yapılarda güneş etkisini optimize eden pasif ısıtma sistemlerinin fonksiyonlarını yerine getirmesi için;

  • Yapının kullanış şeklinin analizi,
  • Gerekli verilerin toplanması,
  • Güneşin konfor şartlarının saptanması,
  • Güneşin ısıtıcı etkisine ihtiyaç duyulan dairelerin belirlenmesi,
  • Yapı yüzeyindeki günlük güneş ışınlarının süresinin belirlenmesi,
  • Güneş ışınımlarını optimize eden parametrelerin değerlendirilmesi,
  • Belirlenen değerlere göre yapı modelinin hazırlanması gerekir.

Bina Kabuğunun Doğal İklimlendirme Parametreleri

Bina kabuğunun doğal iklimlendirici olarak kullanılması ilkesinden hareketle güneş enerjisinden üç ayrı yöntemle yararlanılır. Bunlar;

  • Mimari yöntemler:Geometrik yapı,
  • Pasif Yöntemler: En uygun yapı elemanları, bina geometrisi, yerleşme ve konum,
  • Aktif Yöntemler: Güneş kollektörleri vb ‘dir.

Her üç yöntemde de göz önünde bulundurulması gereken bazı parametreler vardır.

Kullanıcıya İlişkin Parametreler:

  • Kullanıcı nitelikleri,
  • Yaş,
  • Cinsiyet.

Fizyolojik Parametreler:

  • Topoğrafik durum,
  • Göl ve deniz olup olmadığı,
  • Yeşillik şeritleri.

İklimsel Parametreler:

  • Güneş radyasyonu,
  • Hava sıcaklığı,
  • Nem,
  • Rüzgar,
  • Atmosfer şartları.

Binaya İlişkin Parametreler:

  • Yönlendiriliş durumu,
  • Biçim faktörü,
  • Çatı örtü ve eğimi,
  • Yapı kabuğu ve kaplamaların saydam olup olmaması,
  • Opak kabuk elemanlarının toplam ısı geçirme katsayıları.

Isı geçişlerine karşıalınacak önlemler kısaca şunlardır;

  • Binayı oluşturan duvar, döşeme, çatı vb elemanları, ısı geçirme dirençleri ya da katsayıları uygun gereçler kullanarak inşa etmek,
  • Bu elemanları, ısı yalıtım gereçleriyle kaplamak,
  • Elemanların içerisinde, durgun hava boşlukları oluşturmak, her iki ya da üçünü birlikte, aynı bina elemanı üzerinde uygulamaktır.

Yapılarda ısı kayıpları; Dış duvarlar, Çatı, Döşeme, Pencereler ve Hava Kaçakları olmak üzere beş yoldan olmaktadır.

Yapının mimari projesi yanında tek veya çok katlı olmasına, bina yerleşim durumlarına göre bu yollardan olan ısı kayıp oranları da değişir.

Yapılarda ısı etkilerinden korunmanın önemini aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

  • İnsanların oturduğu veya çalıştığı binalarda ısı etkilerinden korunma;insan sağlığı, onarım giderleri, yakıt ekonomisi ve ilk yapım giderleri açısından önemlidir,
  • Isı etkilerinden yeterli olarak korunmasağlığa uygun, huzur verici hacimlerin elde edilmesinin ilk şartıdır,
  • Hacimlerin ısı ihtiyacı ve bunu sağlamak için yapılan ısıtma giderleri hacmi çevreleyen bileşenlerin ısı yalıtma özelliklerine bağlıdır,
  • Isı etkilerinden yeterli bir korunma, hacmi çevreleyen yapı bileşenlerinin yüzey ve içlerinde terleme olayını, tesisat borularının donmasını ve bunlara bağlı olarak meydana gelen zararları önleyerek, yapının bakım ve onarım giderlerini azaltır.

Projelendirme Döneminde Isı Etkilerinden Korunma Yönünden Alınacak Tedbirler

Yapıların projelendirilmesi sırasında aşağıdaki hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.

  • Binanın dış yüzeylerinin büyütülmesinin ısı kaybını da o oranda arttıracağı göz önünde tutulmalıdır,
  • Ayrık bir binadaki ısı kaybı, aynı büyüklük ve inşaat biçiminde yapılan bitişik düzendeki başka bir binaya göre daha çoktur,
  • Bir bina içindeki odaların birbiri ile olan ilişkisi (örneğin ısıtılan hacimlerin yan yana veya üst üste yerleştirilmesi) büyük önem taşır,
  • Isı kaybını önlemek için bina girişlerinde rüzgarlık yapılması yararlıdır,
  • Büyük pencere yüzeyleri (çift yüzeyli bir pencere bile olsa) ısı kaybını çoğaltır. Köşe odalarda, pencerelerin dış duvarlardan yalnız birinde olması, ısı etkilerinden korunma yönünden daha doğrudur,
  • Bacaların, su ve tesisat borularının dış duvarlar üzerinde bulunmaması gerekmektedir. Bu önlem, yakıttan tam yararlanma, baca gazlarının soğumasını, bacanın kurum tutmasını, su ve ısıtma tesisatı borularının donmasını önleme bakımından önemlidir.

Isı Etkilerinden Korunmada Genel Esaslar

Bir hacmin ısı etkilerinden korunması aşağıdaki unsurlara bağlıdır.

  • Hacmi çevreleyen yapı bileşenlerinin (duvarlar, döşemeler vb) ısı geçirgenlik dirençlerine,
  • Bu çevre bileşenlerinin özellikle hacmi dış havadan ayıranlarının hava sızdırmazlığına (derz, yarık vb),
  • Çevre bileşenlerinin ısı depolama yeteneğine.

Yapı Bileşenlerinin Isı Yalıtımı

Yapı bileşenlerinin ısı yalıtma yeteneği iletimle toplam ısı geçiş direnci (1/Λ) ile belirir. Bu kullanılan malzemenin cinsine, iletim katsayısı hesap değerine (λh) ve kalınlığına (d) bağlıdır. Bileşenlerin ısı yalıtma yeteneği kalınlığının büyümesi veya ısı iletim katsayısı hesap değerinin küçülmesi ile artar.

Katı malzemelerin ısı iletkenliği, malzemenin gözeneklik derecesine, gözeneklerin büyüklük ve dağılım durumuna, malzemeyi meydana getiren maddelerin ısı iletim katsayılarına ve barındırdığı rutubet miktarına bağlıdır.

Bir yapı elemanının iç ve dış ortamları arasında, sıcaklık ve bağıl nemin farklı olmasından kaynaklanan farklı buhar basınçları oluşur. Isıtma periyodu olan kış mevsimini dikkate aldığımızda, genellikle iç tarafta yüksek buhar basıncı vardır ve iç ortamda gaz halinde bulunan su buharı ısı akımı ile aynı yönde hareket ederek dış ortama ulaşmaya çalışır. Havadaki su buharının dış ortama gaz olarak ulaşması halinde yapı elemanının gerek kullanım ömrü ve gerekse ısıl performansı açısından bir sorun yoktur. Fakat havadaki su buharı bir yüzeyde veyayapı elemanı içinde su haline dönüşürse yapı fiziği yönünden tehlikeli olabilir. Su buharının gaz halinden sıvı hale geçmesi, yapı elemanını oluşturan malzemelerin havadaki su buharı ve ısı geçişine gösterdikleri dirence ve malzemelerin sırasına bağlıdır. Su buharının sıvıya dönmemesi için aşağıda tanımlanan metodlarla incelenerek, gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.

Terleme

Yapı elemanının görünen yüzeyinde su buharının yoğuşması sonucu su haline dönüşmesidir. Eğer havanın temas ettiği yüzeyin sıcaklığı içindeki su buharının çiğ noktası sıcaklığının altına düşerse yüzeyde su zerrecikleri birikintisi oluşur. Kış mevsiminde pencere camlarının iç yüzeylerinde terlemenin görülmesi buna örnektir. Terlemenin önlenmesi için yapı elemanının ısı geçişi direncini arttırmak genelde yeterlidir.

İç Yoğuşma

Yapı elemanının iç tarafında meydana gelen, ilk oluşumda göz ile fark edilemeyen su birikimidir.Eğer bu su birikimi zamanla kuruyabiliyor veya yapı elemanı bünyesinden fiziksel olaylar sonucu atılabiliyorsa, bir tehlike arzetmez. Şayet yoğuşma sonucu oluşan su miktarı belli bir ölçüyü geçmekte ise bunu önlemek için bazı tedbirlerin alınması gereklidir. Terlemenin önlenmiş olması her zaman iç yoğuşmayı önlemez. İç yoğuşmanın ayrıca kontrolü gerekir.

Buhar Geçişi Tahkiki Konusunda Gerekli Bazı Kavramlar

Havadaki Su Buharı Miktarı

Atmosferi oluşturan hava, değişik gazların ve belirli bir oranda su buharı karışımından ibarettir. Havanın sıcaklığı arttıkça içerisinde gaz olarak muhafaza edebileceği su buharı miktarı da fazlalaşır. Doymuşluk hali denilen miktara ulaştığında ise su buharı havada gözükür hale gelir ve temas ettiği yüzeyleri ıslatmaya başlar.

Bağıl Nem

Havanın doymuşluk haline kıyasla yüzde olarak taşıdığı su miktarı oranıdır. Bir başka deyişle, bağıl nem, havanın içindeki su buharı ağırlığının aynı sıcaklıktaki havanın içerebileceği en fazla su buharı ağırlığına oran olarak ifade edilir. Bağıl nem için bir tanım ise, havadaki kısmi su buharı basıncının aynı sıcaklıktaki doymuş su buharı basıncına oranı ile ifade edilebilir.

Çiğ Noktası Sıcaklığı

Belirli şartlardaki havanın çiğ noktası sıcaklığı, aynı şartlarda bulunan ve aynı miktarda su buharı bulunduran doymuş havanın sıcaklığıdır. Yoğuşma noktası sıcaklığı aynı zamanda çiğ noktası sıcaklığı olarak da adlandırılır.

İçinde su buharı bulunan havanın temas ettiği yüzeyin sıcaklığı, çiğ noktası sıcaklığının altına düştüğü zaman yüzeyde su zerrecikleri birikmesi yani terleme başlar. Bir başka deyişle, yüzey sıcaklığı temas ettiği havanın %100 bağıl nem halindeki sıcaklığının altına düştüğü anda terleme görülür.

Terlemenin Önlenmesi

Terleme ve yoğuşma olayları, yapı elemanı içindeki yalıtım malzemesinin değerini düşürmekte, metalik birleşim elemanları korozyona uğratmakta, ahşabın deformasyonuna neden olmakta, akış yönünde yüzeysel çiçeklenmelere veya kaplama malzemelerinin kabarma ve dökülmelerine neden olmaktadır. Özellikle, homojen olmayan ve bir kaç malzemenin bir araya geldiği yapı elemanlarında ortaya çıkan bu sorun, ısı tutucu malzemenin de yer alması ile daha büyük zararlara yol açabilmektedir. Dolayısıyla detaylandırmalarda özellikle yoğuşma hesaplarının yapılması ve bu hesaplardan çıkan sonuçlara göre malzemelerin yan yana getirilmesi konusu üzerine titizlikle durulması gerekmektedir.

Terleme ve yoğuşma konusunda yapı fiziği açısından alınması gereken önlemler, genel planlama ve malzemeler arasındaki düzenlemeler şeklinde iki ana ilke çerçevesinde çözüme ulaşır. Genel planlama önlemleri, yapı elemanları arasında yapılan havalandırma ve yüzeyi belli bir sıcaklık derecesinde tutabilmek için ısı tutucu malzeme kullanmak veya yüzeysel olarak (sıcak hava püskürtme veya rezistans teli ile ısıtma) ısıtılan ısıtmalardır.

İç havanın bağıl nemini azaltmak, terleyen yüzeyde hava sirkülasyonu sağlayarak havayı harekete geçirip konveksiyon katsayısını küçültmek yoluyla yüzey sıcaklığını çiğ noktasının üstüne çıkartmak terlemeyi engeller. Ayrıca, nem artışının yüksek olduğu hacimlerde iç nem azaldığında nemi geri veren bir nem emici tabakayla yüzeyleri kaplamak iyi sonuç veren önlemlerdir.

Yapı elemanları arasında yapılan havalandırmalar, çatı ve döşemelerde yapılan havalandırmalar ile özellikle teras çatılarda su ile ısı yalıtım tabakaları arasında uygulanan havalandırma yöntemleridir. Burada yoğuşmanın iç ve dış hacimler arasındaki basınç farkından ileri geldiği düşüncesinden hareket edilerek iki basıncı birbirine eşit kılan hava sirkülasyonunun çatının parapet veya saçak kenarından çözüme ulaştırılması, zemine yakın döşemelerde ise kadronlu sistemlere gidilerek arada yer yer hava boşluklarının bırakılması, ayrıca yine teras çatılarda her 50 m² ‘ye bir adet Ø25 mm ‘lik veya 100 m² ‘ye bir adet Ø80 mm ‘lik plastik veya metal boruların ısı ve su yalıtım tabakalarının arasına inecek şekilde yerleştirilmesi gerekir.

Islak kagir elemanların uygulanışında malzeme içinde kalan nem ileride zararlı sonuçlar görecektir. Bu nedenle, kurumanın sağlanması için, yapı bittikten sonra ısıtma ve havalandırma işlemleri yapılmasında yarar vardır.

Yapı elemanlarının yüzey sıcaklığı ortam havasının çiğ noktası sıcaklığının üzerinde ise yapıda bir terleme söz konusu değildir. Her iki sıcaklığın eşit olma durumu ise sınır noktasıdır. Bunun dışındaki hallerde ise terlemenin önlenmesi için yapı kesitinde uygun kalınlıkta mineral yün gibi bir yalıtım malzemesi kullanılmalıdır.

Yapı Kabuğuna Etki Eden Isı ve Nem Etkileri

Nem sürekli değişken şekillerde yepı elemanını etkiler. Sağanak veya kar gibi birikme yapan durumlarda, emme ve dışa verme olayları görülür. Nem, su buharı şeklinde ise, yapı elemanına ve malzeme tabakalarına sızar. Şartlar uygunsa diğer taraftan çıkar. Su buharı, buhar basıncının düşmesinden sonra oluşur. Yönü de sınır durumlarda ısı akımının tersine olabilir. Örneğin, zemin katlardaki döşemelerde, ısı gibi su buharı da kışın sıcak oda havasından, yapı elemanının içinden daha soğuk olan dış havaya sızar. Yazın ise bu durumun tam tersi söz konusudur. Su buharı difüzyon yoluyla gerçekleşen bir nemlenme veya nemden kurutulma olayı, çok zaman alır ve çok az nem miktarları taşınır. Nem akıcı halde, yani su halinde ise kısa zamanda fazla miktarda nem transferi elde edilir.

Bir malzemenin ayrışımını bilmenin yanı sıra en önemli kriterlerden biri nemlilik kriteridir. Nemlilik ahşap, tuğla, sıva, çimento gibi bazı gözenekli malzemelerin kuru zamanlarındaki nem oranlarıdır. Aşağıdaki tabloda kuru durumdaki bazı malzemelerin nem oranları verilmiştir.

Malzeme

Nem Oranı

Kereste

10-20; Merkezi ısıtmalı binalarda 8-14

Hafif Beton

1,0-5,0

Yoğun Beton

0,5-1,75

Sıva

0,2-1,0

Kil Tuğla

0,25-0,75

Bir dış duvarda çeşitli şartlarda nem artış değerleri önemli farklılıklar gösterebilir. Örneğin;

  • Sağanak yağmur, sıvasız duvarda ortalam günde 4 kg/m², kireç sıvalı duvarlarda günde 3 kg/m², kireç-çimento sıvalı binalarda 1-2kg/m²,
  • Oda havasının aşırı soğuması; her aşırı soğuma devresi başına 0,01-0,05 kg/m² ve
  • Su buharı difüzyonu sonucu kondanse su oluşması; günde 0,05 kg/m² ‘den fazla olmamalıdır.

Yalıtımda seçilen detay ile maksimum cephe alanı yalıtılmalı, böylece yalıtımın verimi maksimize edilmelidir. Yalıtımın içeriden yapılması veya sadece belirli bir duvar elemanının yalıtımlı olması (sandviç duvar veya gazbeton), yapı cephesinin kısmi olarak yalıtılması anlamına gelir.

TERAS ve ÇATILARDA ISI YALITIMI

5 Nis 2008 Kategori: ISI İZOLASYONU

Çatı kaplamaları, yıl boyunca değişen atmosfer sıcaklık etkisinde farklı ısısal konfor karakteristiği sergilediği gibi, bir gün boyunca da önemli sıcaklık değişimlerine maruz kalabilmektedir.

Çatı tavanı kışın, çatı tavanından geçerek yukarı doğru yönelik olan ısı ve su buharı akımları etkisindedir. Buna karşın, yaz mevsimlerinde ise çatıda yüksek sıcaklıklar oluşmaktadır. Bu durumda, yukarıdan aşağıya doğru ısı ve buhar akımı olur. Bu fiziksel oluşumlar, yalnızca atmosfer ortamındaki sıcaklık değişimine bağımlı olmamakta, diğer taraftan çatı tavanında kullanılan malzemenin veya yapı elemanı tabakalarının ısı yalıtım karakteristiğine bağımlı olmaktadır. Eğer ısı yalıtımı açısından olumlu malzeme kullanılmış ise, gerek yaz ve gerekse kış aylarında, yapı için sıcaklık değeri dengelenebilecek veya ayarlanabilecektir. Yapılan inceleme ve irdelemeler göstermiştir ki, çatı konstrüksiyonu veya çatı örtüsünde hangi sıcaklığın meydana geleceği şu faktör ve parametrelere bağımlı olmaktadır:

  • Yapının bölgesel konumu,
  • Yapının yüksekliği,
  • Dış hava sıcaklığı ve güneş ışıması,
  • Yönlere göre konumu,
  • Çatı yüzeyinin eğimi ve rüzgar şartları,
  • Çatı yüzeyinin yapısı ve rengi,
  • Işık emme-yansıtma özelliği,
  • Isı yalıtım tabakası,
  • Çatı tabakasının ısı depolama yeteneği veya ısı ışınlama yeteneği,
  • Çatı tabakasının kalınlığı,
  • Çatı tavanının tabaka sıralaması,
  • Çatı altındaki oda sıcaklığı vs ‘dir.

Yaz ve kış mevsimlerinin sıcaklık farkları, teras çatı konstrüksiyonlarını etki altına alarak konstrüksiyonlarda form değişikliğinin yanı sıra basınç ve çekme gerilmelerinin oluşmasına da neden olabilir. Oluşan bu iç kuvvetin büyüklüğü bazı faktörlere bağlıdır. Buna örnek olarak;

  • Teras çatının uzunluğu,
  • Taşıyıcı beton döşemenin ısıl genleşme katsayısı (α),
  • Çatının maruz kaldığı maksimum sıcaklık ve minimum sıcaklık değerleri,
  • Çatıda yer alan değişik yapı malzemelerinin elastikiyet modülü gösterilebilir.

Çatı örtüsünde yalıtım amaçlı olarak genelde kullanılan malzeme türleri aşağıda sıralanmıştır. Buna göre:

Anorganik Esaslı Malzemeler

  • Anorganik sıkıştırılmış plaklar,
  • Yalıtıcı gazbeton plakalar,
  • Köpüklü iri taneli kum,
  • Camköpüğü plakaları,
  • Doğal bims dökme,
  • Perlit dökme,
  • Cüruf dökme.

Doğal-Organik Esaslı Malzemeler

  • Ahşapyünü hafif yapı levhası,
  • Şişirilmiş mantar plakalar,
  • Çok tabakalı plakalar,
  • Ahşap talaşlı plakalar,
  • Ahşap elyaflı plakalar,
  • Turp plakalar.

Suni-Organik Esaslı Malzemeler

  • Poliüretan köpüğü plakalar,
  • Polistren köpüğü plakalar,
  • Fenol köpüğü plakalar,
  • Sert cam köpüğü.

Teras çatılarda yapılan ısı yalıtım sadece ısı tasarrufu ve iç iklimsel konforu sağlamak, kondensasyona (terlemeye) engel olmak için değil, aynı zamanda beton çatı döşemesinin maruz kalacağı sıcaklık farklarının azalmasına ve konstrüksiyonun form değiştirmesini önleyerek yapının sağlamlığını korur.

Teras çatılar direkt güneş sıcaklığı altında olduğundan çatının ısınması ayrıca şu faktörlere bağlıdır;

  • Çatı örtüsünün asorbsiyon yeteneği,
  • Yapının bulunduğu iklim bölgesi, deniz seviyesinden olan yüksekliği, güneş ışınlarının şiddeti ve bazı atmosferik özellikler (kar, buz, ani sağanak, rüzgar vs). Çatı örtüsünün ısı absorbsiyon yeteneği prensip olarak koyu renkler ısıyı çok, açık renkler ise daha az yutar.

Bina ısısının dışarıya bir hava boşluğundan geçmeksizin, doğrudan çatı örtüsünden çıkan çatılara “sıcak çatılar” denir. Eğimi 15° ‘ye kadar olan düz teras-çatılarda, özellikle üzerinde gezinme ve soğuk-sıcak etkileri gibi fiziksel olaylar dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ısı yalıtımı şekil ve gereçlerin iyi seçilmesi, dolayısıyla ısının çatı döşemesine intikali önlenmelidir. Üzerinde yürünen teras çatılarda, kaplamanın ısı değişikliklerinden etkilenmemesi için, mümkün olduğunca küçük alanlara bölünmesi ve aralıkların elastik bir dolgu gereciyle doldurularak, genleşmeye uygun duruma getirilmesi gerekir. Düz ve az eğimli teras çatılarda ısı yalıtımından başka, kar ve yağmur sularının, ısı yalıtımı gereci ve çatı konstrüksiyonuna inmesini önlemek için, su ve nem yalıtımının da yapılması gerekir. Çatı arasının kullanılmasına veya kullanılmamasına göre kapalı çatılar için iki türlü uygulama söz konusudur.

PENCERELERDE ISI YALITIMI

5 Nis 2008 Kategori: ISI İZOLASYONU
Pencereler yapıda kullanıldıkları günden bugüne kadar yüklendikleri fonksiyonlar açısından çeşitli değişimler göstermişlerdir. İlk uygulamalarda yapıya sadece hava ve ışık sağlayan pencere, cam ile kullanılmaya başlamasıyla koruma fonksiyonlarını da yerine getirmeye başlamıştır. Günümüzde malzemelerin geliştirilip detaylandırılması ile pencere saydam bir cephe elemanı olarak görev yapmaktadır.
Bilindiği gibi, doğrama türlerine göre pencereler ısı geçirme katsayıları açısından farklılık göstermekte ve doğrama türüne göre ahşap, plastik ve metal doğramalı pencereler olarak ele alınmaktadır. Ülkemiz genelinde halen pencerelerde tek cam kullanılmaktadır. 1970 ‘li yıllarda yapılan binalarda da özellikle ön cephelerin tamamen cam yapıldığını görüyoruz. Son 10 yıl içinde çift cam (ısıcam) oldukça yaygınlaşmış olup hatta yansıtmalı çift camlar da kullanılmaya başlanmıştır. Pencerelerde basit yani tek cam uygulaması halinde ısı kaybı 100 ise çift cam kullanılması halinde yaklaşık 50, yansıtmalı çift cam kullanılmasıyla da 25 değerine kadar düşürülebilmektedir.
Yansıtmalı çift cam kullanılması halinde oda içindeki ısı kaynaklarından olan uzun dalga boylu ısı ışınımı camdan tekrar içeriye yansımakta ve ışınımla ısı kaybı azalmaktadır. Kısa dalga boylu güneş ışınımı ise oda içine girebilmektedir.
Kasa ve Doğramaların Isı Kaybına Etkisi
Kasa ve doğramaların genellikle fırınlanmış keresteden yapılmaları gerekmekle beraber, ülkemizde fırınlamaya özen gösterilmediği için çok kısa sürede şekil bozuklukları (deformasyonlar) olmakta, dolayısıyla hava kaçakları artmaktadır.
Alüminyumdan yapılan kasa ve doğramalar bir ara yaygınlaşmasına karşın alüminyumun ısı iletim katsayısının çok yüksek olması nedeniyle ısı köprüsü etkisi büyük olmaktadır. Isı köprüsü etkisini azaltacak konstrüksiyonlara yönelme olmuştur.
Son yıllarda PVC (sentetik) asıllı kasa ve doğramalar çok yaygınlaşmaya başlamış olup ısı köprüsü etkisini azaltacak konstrüksiyonlar kullanılmaktadır. Yapılan hesaplar sonucunda “G” yakıt sarfı olarak aralarında aşağıdaki oranlar bulunmuştur.
1.5 < GAhşap / GPVC < 2.24
1.32 < GAlüminyum / GPVC < 1.65
Panjurların Isı Kaybına Etkisi
Ülkemizde panjurlar genellikle güneş ışınımından korunmak için tercih edilmekle beraber, ısı kaybının azalmasında önemli rol oynarlar. Panjurun alüminyun veya PVC asıllı ve ara boşluğun ısı yalıtım malzemesi ile doldurulmasına göre (K) toplam ısı geçiş katsayıları da farklı olur. Tablo 1.5 ‘in incelenmesinden çift cam (ısıcam) kullanılmasına göre panjur ve perdeye bağlı olarak ısı kaybının %50 azaldığı anlaşılmaktadır.
Pencere Elemanı
K (W/m²K)
Tek Camda Kayıp 100 ise
Çift Cam (Isıcam)
3.0
~50
Çift Cam ve Perde
2.2
~37
Çift Cam ve Plastik Panjur
1.9
~32
Çift Cam, Plastik Panjur ve Perde
1.5
~25
Çift Cam ve Alüminyum Panjur
2.1
~35
Çift Cam ve Alüminyum Tekli Panjur
2.7
~45
Çift Cam ve Alüminyum Jaluzi
2.7
~45
Tablo 1.5. Cam, Panjur ve Perde Hallerinde Isı Kaybının Azalması
Hava Kaçaklarının Önlenmesi
PVC ‘den yapılan pencerelerden hava kaçakları hemen hemen sıfır değerine düşürülebilmiştir. Ahşap pencereler ile özellikle sokak kapılarında hava kaçaklarının önlenmesinde sızdırmazlık bantları, çıtaları ve keçeleri kullanılmaktadır.



İzolasyon Hakkında

Yalıtım, kullanıldığı duruma göre dış etkilerden ayırmak veya tecrit etmek anlamında, bina yalıtımı (izolasyonu) ise; "yapıyı kendi bünyesi ile içindeki eşya ve canlılara zarar verici etkilerden korumak için alınan önlemler paketi" olarak tanımlanmaktadır. Oysa bina yalıtımı; "malzeme üretiminden uygulamasına kadar titizlik, hassaslık, çok yönlü detay çalışmasını gerektiren ve birçok bilim dalını ilgilendiren bir sistem bütünüdür". Bu nedenle, bina yalıtımında, ulusal ekonomi ve çevre ilişkisinin ortaya konulması ve rasyonel çözümlere varılabilmesi için ekonomi, fizik, kimya, makine, inşaat, mimarlık vb bilim dalları bir eşgüdüm içerisinde bulunmalıdır.Yalıtım sektörü, inşaat, mimarlık, makine vs meslek gruplarının oluşturduğu yeni ve farklı bir sektör olarak görülebilir. Diğer taraftan, ülkemiz inşaat sektörü ile otomotiv, bilgisayar vb sektörler karşılaştırıldığında en gecikmeli sektörün inşaat sektörü olduğu kolayca anlaşılır. Bu olumsuzluğa rağmen, modern yalıtım uygulamaları her yeni teknoloji gibi gecikmeli de olsa, ülkemize ulaşmış ve belirli bir süre içinde yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Bazı bina yapımcısı ve yaptırımcılarının halen yalıtım konusunda duyarsız olmaları veya yasal sorumluluklarını yerine getirmemeleri bu iş kolunun aksayan yönünü oluşturmaktadır. Standartlara uyan, çağdaş teknolojiyi izleyen firmaların ürünlerini, kullanıcıların da bilinçli takip etmeleri, müteahhitlerden, yapıda kullanılan malzemeler hakkında bilgi almaları beklenir. Yapıların mevcut yönetmeliklere uygunluğu ve denetlenmesi gerek ülke, gerekse kullanıcıların menfaatlerine olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizde gerçekleştirilmiş veya gerçekleştirilmekte olan konut binaları ele alındığında bunların büyük bir kısmının konvansiyonel yapım sistemli iskelet taşıyıcı, boşluklu pişmiş kil veya gözenekli beton blok dış duvarlar ile oturtma kiremit çatılardan oluştuğu görülmektedir. Dış kabuğun farklı yalıtım özelliklerinin yetersiz kaldığı ve böylece enerji ve performans kayıplarının ortaya çıktığı, dolayısıyla çevrenin zarar gördüğü tartışılmaz bir gerçektir.


Arşivler

 

Ağustos 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031